“Bu yılsonunda Kıbrıs’ta çözüm olacak.” Bu tümceyi Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı yıl boyunca kullandı. O, böyle söylerken dürüst, samimi ve inançlı idi.

    Çalınmış Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiyadis ise yıl boyunca “Yılsonuna kadar anlaşma zor olur, Türklerden daha çok taviz almalıyız, Türkiye devreye girmeli, Garantileri istemeyiz, Türk ordusunu istemeyiz, Türkiyelileri da istemeyiz” deyip durdu.

    Cumhurbaşkanımızı isyan ettirmek için yapmadığını bırakmadı. Sayın Akıncı bu taktiklerin farkında. Prim vermiyor, oyuna gelip görüşme masasından kalkan taraf da olmak istemiyor. Doğrusu büyük bir sabır ile idare etmeye çalışıyor, başarılı da oluyor.

    Yabancı ülkeler, Kıbrıs’ta çözüm isteyen tarafın yalnız Türkler olduğunu anlamıştır. Fakat Rumlara bir şey söyleyemiyorlar. Çünkü Rumlar, %30’u bizim olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bizden çaldılar. Batılılar da bu duruma göz yumdular. O çalınmış devleti Avrupa Birliği’ne de aldılar. Rumları o kadar çok güçlendirdiler ki onlara bir şey diyemiyorlar. İstenenler hep bizden.

    Rica falan derken Anastasiyadis de sorumluluk hissedip çözüm ister rolü oynuyor. Ne olduysa, geçen haftadan itibaren, “Bu iş tamamdır, kasım ayı ortalarında İsviçre’ye gidip, toprak konusunu da bitirip geleceyiz” demeye başladı.

    Şimdi bakınız; Anastasiyadis İsviçre’ye gitmeyecek. Giderse de ‘uyur-gezer’ rolü yapıp, dolaşıp gelecek. Yani çözüm istemez görüntüsü vermemek için elinden geleni yapacak.  2016 yılını atlatıp seçimlerine hazırlanmaya başlayacak.

    Rum lideri çözüm istemiş olsa idi Ulusal Konsey’lerini bu işin içine katmazdı. Muhtemel bir anlaşmayı bu konseyin onayından geçireceğini halkına kendisi söylemiştir. Sorumluluktan kurtulmak için bu kararı vermiştir. Rum Ulusal Konseyi’nin katılımı ile bir anlaşmanın olmasının olanaksız olduğun herkes biliyor! Bu Ulusal Konsey bize yalnız ve yalnız Girne’deki Yılan Ada’cığının verilmesini bile onaylamaz. O nedenle Anastasiyadis rahattır. Bu işi 40 yıl daha sürdürebilir.

    Avrupalı yetkililer de ne demiş? Madem ki Doğu ve Batı Almanya birleşebildi biz hayda hayda birleşebilirmişiz. Efendiler, onlar iki bloğun ayırdığı dili, dini, ırkı aynı, hatta akraba bile olan insanlar. Ha de biz hatırları için dilimizi, dinimizi değişelim, katliamları nasıl unutacağız?   

     Bir de çözümden sonra bizim tarafa gelecek yabancı işçileri, yabancı öğrencileri onlar sayacakmış. Haksız da değiller yanı başımızdaki 100 milyonluk nüfus nedeni ile 5-10 sene içinde Kıbrıs’taki Türk nüfus Rum nüfustan daha çok olacaktır, bu da kaçınılmazdır.                                   
 
AHMET SANVER