Kıbrıs adasında İngiltere ile özellikle ABD’nin yürüttüğü intelijans ve espiyonaj faaliyetlerinde kullanılan istasyonlar arasında Ayios Nikolaos da vardır. Bugün Google Earth programı vasıtasıyla kendisini de deşifre eden GCHQ (Government Communications Headquarters/Hükümet İletişim Karargâhı)’ya bağlı olarak büyük bir harekât merkezi, farklı çaplarda ve fonksiyonlarda 9 anten, hemen yakınlarında çok büyük bir radyo alıcı-verici anten sistemi ile Ayios Nikolaos istasyonu bu görüntüsüyle kendisini ele veren türdendir.[1] Özellikle Ortadoğu coğrafyasına yönelik istihbarat ve elektronik istihbarat bağlamında son derece önemli olan bu istasyonlar İngiltere için hayati önem taşımaktadır. İngiliz hükümran bölgesi olarak kabul edilen Agrotur ve Dikelya üslerinin sınırları incelendiğinde adadaki dört önemli istihbarat merkezinden üçünün bu sınırlar içerisinde kalacak şekilde ayarlandığı ve adeta bir anten şeklinde olan kuzeydoğu sınırıyla Dikelya bölgesinin Ayios Nicholaos dinleme istasyonunun hemen etrafındaki yolu da çevreleyecek şekilde yapıldığı görülecektir. Bu bağlamda incelendiğinde üslerle ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka önemli özellik ise gerekli ve acil hallerde yeni askeri tesisler inşa etmek, adaya asker ve lojistik malzeme sevk etmek ve adanın başka noktalarında bulunan tesislerin buraya nakledilmesi gibi durumlar da göz önüne alınarak üsler bölgesinde muazzzam bir hareket serbestisi sağlandığı ve arazinin cömertçe kullanıldığı görülecektir. Dünyanın dört bir yanından özellikle askeri ve diplomatik sinyallerin tespit edilmesi için kullanılan yüksek frekanslı antenlerden ayrı olarak Ayios Nikolaos istasyonu istasyonda çalışan operatörlerin binlerce kilometrelik menzili içinde radyo yayınlarını belli bir üçgenin içinde toplayabilmesine, nokta atış yaparak yer tespit etmesine, bu yayınların analizini yapabilmesine yardımcı olan, vericilerin hareketlerini ve güçlerini takip edebilmesine ve böylece askeri birliklerin veya bu tip aktivitelerin sanal elektronik haritalarını çıkarabilmesine yardımcı olan yüksek frekanslı yön bulma sistemlerine de sahiptir. Yüksek frekanslı yön bulma sistemlerinin dışında UKUSA Echelon sisteminin ana parçaları çeşitli amaçlarla yerleştirilmiş olan güçlü radarlar, antenler ve uydu sistemleridir ve bunlar belli bir yükseklikte yörüngeye fırlatılmış uydu sistemlerinin de yardımıyla faks, elektronik posta, internet, mobil telefonlar, cep telefonları, sabit telefonlar ve diğer elektronik cihazları otomatik olarak algılayabilmektedir. Bu arada İngiltere’nin İngiliz askeri gücüyle ilgili çeşitli propaganda amaçlı yayınlarını servis etmek üzere Girne yakınlarındaki Yayla Tepe denilen bir noktada radyo röle istasyonu bulunmaktadır[2] ve 20 Temmuz 1974 tarihine kadar da fiilen çalışmalarına devam etmiştir. Son dönemde deniz altına yerleştirilen fiber optik hatlar nedeniyle Echelon'un bu tür telekomünikasyonu bir parça daha az rağbet görmektedir. Eski Amerikalı casus Edward Snowden'in The Guardian gazetesine anlattıklarına göre ise GCHQ tarafından "Mastery of the Internet" başlığıyla bir proje yürütülmektedir ve bu proje kapsamında "Tempora" adı verilen bir programla İngiltere ve İngiltere'nin denizaşırı toprakları üzerinden geçen internet kablolarına müdahale etmek suretiyle her saniye ziyaret edilen bütün internet siteleriyle ilgili bilgi, elektronik posta haberleşmeleri, haberleşmeler, anlık konuşmalar (chat) ve mesajlaşmalar, bütün internet şifreleri gibi milyarlarca internet bilgisi merkeze akacaktır.[3] Aynı habere göre İngiliz GCHQ'nun bilgi takibi Amerikan NSA'dan çok daha fazladır ve son 5 yıl içerisinde %7.000 civarında muazzam bir artış göstermiştir. 2010 yılı itibarıyla NSA tarafından Mastery of Internet projesiyle ilgili olarak İngiliz GCHQ merkezine 39.9 milyon sterlinlik bir mali destek verilmiştir. 2011 yılında ise Amerikalılar GCHQ tarafından yapılan masrafın yarısını karşılamışlardır. Son üç yıl içerisinde ise devam eden projelerin sürdürülmesi ve işbirliği çerçevesinde Amerikan NSA tarafından GCHQ'ya 160 milyar dolarlık bir ödeme yapılmıştır.[4] Amerikalıların İngiliz istihbarat faaliyetlerine yönelik mali destek olma çabaları daha sonraki süreçte de devam etmiş, İngilizlerin çeşitli bahanelerle kısıtlamaya gideceklerini açıkladıkları süreçte[5] devreye NSA girerek İngilizleri mali sıkıntıdan kurtarmıştır. Edward Snowden daha sonra the Washington Post gazetesine verdiği belgeler vasıtasıyla İngiltere ve ABD'nin Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasına yönelik istihbarat faaliyetlerinin Kıbrıs'ta bulunan istasyonlardan gerçekleştirildiğini de ortaya koyar; [6]
         "...Ancak Echelon sistemi ile birlikte NATO’nun Kıbrıs’ı üs olarak kullanmak istediği ve Amerikan askerlerini adaya konuşlandırmak istediği iddiaları bitmek bilmemektedir. 6 Temmuz 2000 tarihinde BBC'de Echelon sistemi ile ilgili çıkan yazıda, Echelon casusluk sisteminin Amerikalı yetkililerce varlığının kabul edildiği ve bu sistem ile milyonlarca telefon konuşmaları, fakslar ve iletilerin bir dakikada taranabildiği belirtilmektedir. Ayni zamanda, Amerika’nın bu metodu terörizm ve organize suçlar için tercih etmekte olduğu açıklanmaktadır. Günümüzde Echelon sisteminin sanayi alanında da kullanılmakta olduğu ve bu yönde casusluk edildiği öne sürülmektedir. Dünyanın birçok yerinde üsleri olan Echelon sisteminin dört ana üssü olduğuna dikkat çekilmekte ve bu üslerin Kıbrıs’taki Ayios Nikolas ve Akrotiri olduğu, Avusturalya’da Hint ve Pasifik okyanusunun ötesine kadar uzanabilen bir ağı olan Geraldton üssü, diğer taraftan da Pasifik’teki Guam üssü ile Hawaii adasındaki Kunia üsleri olduğu açıklanmaktadır. Danimarka'da Ekstra Bladet isimli internet haber sitesinde 17 Kasım 1999’da ‘Echelon benim bebeğimdi.’ başlıklı yazı oldukça dikkat çekicidir. Anılan yazıda Ekstra Bladet’in eski Echelon casusu ile buluştuğu ve anılan kişinin yasadışı siyasi gözetimi nasıl açığa vurduğunu yazmıştır. Bu sistemin inşa edilmesine yardım edenlerden biri olan Margaret Newsham adındaki kadınla yapılan röportajda siyasilerin, sıradan kişilerin, çıkar gruplarının ve özel şirketlerin dinlendiğini, bu dinleme programında Amerikalı siyasilerin bile dâhil olduğunu açıklamaktadır. Echelon kurulması önerisini de NSA’nın yaptığını belirtmektedir. Uydu ve kompüter programları ile bu dinlemelerin yapıldığını ifade eden Newsham, dünyadaki tüm elektronik iletişimleri, iletileri, telefonları ve faksları kontrol altına alabildiğini, önemli siyasi hareketlenmeleri, dost ve ittifak ülkelerin ekonomik faaliyetlerini dâhil izleyebildiğini bahsetmektedir..."
 
          Edward Snowden'in açığa çıkardığı GCHQ belgelerine göre İngiltere ve ABD 2012 yılında da bir başka proje üzerinde çalışmışlar ve Operation Mullenize adı verilen bir internet takip programı geliştirmişlerdir. Bu projeye göre konuyla ilgili olarak "kendini adamış personel tarafından çok sıkı bir iş" çıkartılmaktadır ve istihbaratın toplandığı merkezler ise Benhall, Bude ve Sounder olarak görülmektedir. The Guardian gazetesi ise burada bahsedilen istihbarat karargâhlarının GCHQ'nun İngiltere Benhall'deki ana karargâhı, ayrıca Cornwall'in Bude kasabasında bulunan bir ara istasyonu ve ısrarla nerede olduğu belirtilmeyen "yurtdışında tanımlanamayan bir yerdeki" diğer istasyonun da Kıbrıs adasında olduğunu yazar.[7] Her ne kadar "Sounder" kod ismiyle Kıbrıs adasındaki Ayios Nikolaos üssü saklanmaya çalışılsa da daha sonra buranın kimliği de deşifre olacaktır.[8] The Guardian gazetesine göre Sounder kod ismi daha önce eski NSA Başkanı General William Odom'un günlüklerinde ortaya çıkmıştır ve General Odom'un arşivlenmiş istihbarat notlarında araştırmalar yapan Amerikalı istihbarat yazarı Matthew Aid tarafından bulunmuştur. 1988 yılında General Odom ile İngiliz GCHQ Direktörü Peter Marychurch arasında geçen bir görüşmede Sounder'ın esasında Kıbrıs'ın kod ismi olduğu ortaya çıkmıştır. Peter Marychurch bu görüşmede Amerikan NSA'nın Kıbrıs adasındaki maliyetin bir kısmını karşılayacağını ve Sounder'ın doğrudan Ayios Nikolaos istasyonu olduğunu da belirtir. Bu arada Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi ise İngiliz GCHQ tarafından en az 14 farklı deniz altı internet hattının İngiltere tarafından takip edildiğini, bunlar arasında Atlantik Okyanusu, Afrika, Batı Avrupa ve Avrupa'dan Asya'ya uzanan internet hatlarının da bulunduğunu belirtir. Bu sistemin içerisinde özellikle Ortadoğu'ya yönelik hatlar söz konusu değildir ve İngiltere ile ABD'nin imdadına Kıbrıs adasındaki Ayios Nikolaos istasyonu yetişir. Akdeniz'den geçen deniz altı fiber optik internet kabloları Kıbrıs adasını doğrudan ve son derece tabii bir casusluk üssü haline getirir. Doğu Akdeniz'de deniz dibini işgal eden fiber optik kablolar Doğu Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyasını birbirine bağlayan hatlardır ve Kıbrıs'ı İsrail'e, Kıbrıs'ı Suriye'ye bağlayan hatlar yanında Kıbrıs'tan Lübnan'a, Kıbrıs'tan Mısır'a, Türkiye'ye, Yunanistan'a, İtalya'ya ve hemen bütün Akdeniz coğrafyasına bağlanan hatlar da bulunmaktadır ve bunlar İngiliz-Amerikan ortak yapımı casusluk faaliyetinin de can damarlarıdır. Bu kapsamda France Telecom, AT&T ve Slovak Telekom gibi kuruluşların yanı sıra Türk Telekom kabloları da dinlenmiş, kayıt altına alınmıştır.[9] Bunlara ilaveten Güney Doğu Asya, Ortadoğu ve Batı Avrupa'yı birbirine bağlayan SEA-ME-WE3 ana hattı da doğrudan Kıbrıs adası yakınlarından geçmektedir. Böylece halihazırda kullanılan 14 farklı fiber optik internet hattı yanında yenileri de planlanmaktadır ve böylece bütün Ortadoğu coğrafyası, İspanya'dan Mısır'a, Türkiye'den Yunanistan ve İtalya'ya kadar bütün Akdeniz bölgesi ile Avrasya coğrafyası İngiliz GCHQ ve Amerikan NSA birimlerinin avucunun içinde gibidir. Konuyla ilgili olarak 6 Kasım 2013 günü bir açıklama yapan İngiltere Dışişleri Bakanı David Lidington ise güvenlik ve istihbarat faaliyetleriyle ilgili olarak hiçbir yorum yapmayacağını belirttikten sonra bu fiber optik hatlarla ilgili kabul veya ret ifadesi kullanmadan Kıbrıs açıklarından geçen hatların GCHQ tarafından müdahale görmediğini söyler.[10] Fiber optik deniz altı hatlarıyla yapılan internet haberleşmesi deniz altından geçerek ana karaya bağlanmakta ve burada bir ara istasyon sonrasında ise yeniden deniz altına inmektedir. İşte bu süreç sırasında bu hatlara farklı bir bağlantı yapılmakta ve denizaltındaki bilgi akışı aynı anda iki farklı merkeze doğru yönlendirilmektedir. Kıbrıs adasında bütün bunları yapan ise Ayios Nikolaos istasyonudur. İngilizlerin Kıbrıs adasında işini kolaylaştıran bir başka husus ise bu faaliyetlerin merkezi telekomünikasyon kurumlarının desteği olmadan yapılamayacağı hususudur. İngiltere'de Telecom şirketinden büyük altyapı desteği alan İngiltere ve ABD Kıbrıs adasında ise üsler konusunda 1960 yılında yapılan anlaşmanın 6. maddesi gereği bu desteği Kıbrıs Cumhuriyeti telekomünikasyon idaresinden alacaktır. 21 Aralık 1963 sonrasında Kıbrıslı Türklerin ortaklık anlaşmasından ayrılmasının ardından bugün Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Kıbrıslı Rumlar temsil etmektedir. Böyle olunca da AB üyesi GKRY anlaşma gereği resmen İngiltere'ye "danışmanlık ve işbirliği hizmeti" vermeye mecburdur. İronik olansa Rumların bir yandan adadaki istihbarat ve tele kulak faaliyetlerine tepki göstermeleri, öte yandan resmen buradaki faaliyetlere farklı isimler ve başlıklar altında da olsa Kıbrıs Telekomünikasyon Kurumu (Cyprus Telecommunications Authority/CYTA) vasıtasıyla yardımcı olmalarıdır. Kıbrıs Rum Telekomünikasyon Kurumu tarafından İngiltere'nin Ayios Nikolaos istasyonu vasıtasıyla yürüttüğü faaliyetlere destek verilip verilmediği veya bu konuda kurumun bilgisinin olup olmadığı sorusuna ise Rum yetkili Lefteris Christou "CYTA'nın tamamıyla müşterilerinin bilgi korumayla ilgili haklarına yönelik Avrupa yönergesine uyduğunu, bilgi mahremiyeti konusunda ortaya çıkabilecek herhangi bir yasadışı faaliyetin içinde olmadığını, CYTA'nın kesinlikle AB standartları ve normları altında hizmet verdiğini, müşterilerinin kişisel bilgilerini koruyan uluslararası anlaşmalara bağlı olduğunu da belirtir.[11] Christou ayrıca CYTA’nın AB’nin sıkı yaptırımları ve kuralları çerçevesinde faaliyette bulunduğunu, kişisel hakları ve mahremiyeti bozacak davranışların söz konusu olamayacağını da belirtir. Lefteris Christou bununla birlikte adı geçen yönergenin kamu güvenliği, savunma ve devlet güvenliğini ilgilendiren operasyonları kapsamadığı konusunda ise yorum yapmaktan kaçınır. Christou ayrıca devlete ait operatörlerin ciddi hukuki suçlar işlendiğinde, kanunlara karşı gelindiğinde ve kanunlar ihlal edildiğinde, ayrıca ulusal güvenlik söz konusu olduğunda kişisel bilgilerin paylaşımına müsEdward Snowden tarafından deşifre edilen belgelere göre Kıbrıs merkezli yürütülmekte olan operasyonların devam edeceği, mali olarak destekleneceği ve "Amerikalı müşterilerle sağlıklı ilişkilerin de devam edeceği"[12] belirtilmektedir.
 
 
[1] L'Espresso, 5 Kasım 2013.  Ayrıca bkz. http://espresso.repubblica.it/inchieste/2013/11/04/news/the-history-of-britishişgal -intelligence-operations-in-cyprus-1.139978. Erişim Tarihi 4 Nisan 2014.
[2] Brendan O’Malley, a.g.e., s. 140.
[3] L'Espresso, 5 Kasım 2013.  The Washington Post, 29 Mayıs 2014. Ayrıca bkz. http://espresso.repubblica.it/inchieste/2013/11/04/news/the-history-of-british-intelligence-operations-in-cyprus-1.139978. Erişim Tarihi 4 Nisan 2014.
[4] Duncan Campbell, Interception Capabilities 2000, Edinburgh/İskoçya, Nisan 1999., s.248.
[5] Örneğin İngiltere Savunma Bakanı Bob Ainsworth 15 Aralık 2009 tarihinde yaptığı açıklamada özellikle Afganistan savaşına yönelik maliyetin 900 milyon sterlini aştığını belirterek savunma bütçesinde kısıtlamalara gideceklerini açıklar ve İngiltere'nin askeri yapısıyla ilgili olarak Leicestershire'daki Kraliyet Hava Kuvvetleri karargahında 3.500 kişilik kışlanın kapatılacağını, Savunma Bakanlığında çalışan sivillerin sayısının azaltılacağını, Moray'da bulunan 1.800 kişilik askerigücün azaltılacağını, yaklaşık 7.500 personelin işsiz kalacağını ve personel sayısında azaltmaya gidileceğini belirtir ve RAF Harrier ve Tornado uçaklarının bulunduğu filoların da 2/3 oranında azaltılacağını, ayrıca mayın tarama, keşif ve takip ve deniz helikopterleri sayısında kısıtlamaya gidileceğini belirtir. Ainsworth ayrıca keşif ve istihbarat faaliyetleriyle ilgili olarak da kısıtlamaya gideceklerini belirtir. Bununla birlikte bütün bu kısıtlamalardan etkilenmeyen tek denizaşırı İngiliz üssü Kıbrıs olacaktır. The Telegraph, 15 Aralık 2009
[6] http://ahmetdursun374.blogcu.com/kibris-oldukca-gizli-kripto-echelon-kibris-ta/2959707. Erişim tarihi 8 Temmuz 2014.
[7] L'Espresso, 5 Kasım 2013.  The Washington Post, 29 Mayıs 2014. Ayrıca bkz. http://espresso.repubblica.it/inchieste/2013/11/04/news/the-history-of-british-intelligence-operations-in-cyprus-1.139978. Erişim Tarihi 4 Nisan 2014.
[8] Nicky Hager ve Stefania Maurizi’den aktaran L’Espresso, 5 Kasım 2013.
[9]Bugün, 7 Kasım 2013
[10] The Telegraph gazetesinin haberi ise on milyonlarca elektronik porta, telefon konuşmaları, çeşitli mesajlar ve diğer internet bazlı faaliyetin GCHQ tarafından takip edildiğini yazar. Cyprus Mail, 7 Kasım 2013.
[11] L'Espresso, 5 Kasım 2013.  Ayrıca bkz. http://espresso.repubblica.it/inchieste/2013/11/04/news/the-history-of-british-intelligence-operations-in-cyprus-1.139978. Erişim Tarihi 4 Nisan 2014.
[12] L'Espresso, 5 Kasım 2013.  Ayrıca bkz. http://espresso.repubblica.it/inchieste/2013/11/04/news/the-history-of-british-intelligence-operations-in-cyprus-1.139978. Erişim Tarihi 4 Nisan 2014.