Özel Haber:
Beşparmak Düşünce Grubu Crans Montana  Değerlendirmesi
 
Yakın tarihimizde gerek 1960 yılı ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti öncesi gerekse günümüze değin 1960 yılı sonrasında yaşananlar Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın Kıbrıs’a hâkim olma vizyonunun bütün canlılığı ile devam ettiğini göstermektedir.  Bu vizyon “yetki paylaşımı/ortaklık” anlayışı ile taban tabana zıttır ve canlı olduğu müddetçe Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı bir ortaklık kurulması mümkün değildir. Bu nedenledir ki tüm telkinlere ve Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’nin yeni bir ortaklık kurulmasını sağlamaya yönelik esnekliklerine rağmen, diğer çabalar yanında, 2004 Annan Planı müzakerelerinden ve son olarak Crans Montana konferansından sonuç almak mümkün olmamıştır. 

Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan’ın bu ortak tarihi vizyounu değişmeden ve bu açıkça uygulamada görülmeden Rum tarafı ile ortaklık, yetki paylaşımı veya anlamlı bir işbirliği ilişkisi görüşmesi yapmak abesle iştigaldir ve çok değerli zaman kaybıdır.  Varılan noktada "her şey kabul edilmeden hiçbir şey kabul edilmiş sayılmaz" prensibi çerçevesinde, taraflarca bugüne kadar ortaya konan tüm pozisyon, öneri, harita ve belgeler de ortadan kalkmıştır.

Rum ve Yunan taraflarının vizyon değişikliğini kanıtlayabilmeleri için Kıbrıs Türk halkının ve siyasi kurumlarının eşit statü ve meşruiyetine saygı göstermeleri, Kuzey Kıbrıs’a uygulanan insanlık dışı ve hakimiyetçi sınırlamaları kaldırmaları ve sözde Kıbrıs Cumhuriyetinin Aralık 1963’ten sonra sadece Kıbrıs Rum halkını temsil ettiğini teslim etmeleri gerekmektedir. Ağır bir zaruret doğmadan Rum tarafı ve Yunanistan’ın bu yönde politika değişikliğine gitmeleri olası görünmemektedir.

Öngörülen ilkeler bağlamında Kıbrıs Türk halkının iyi niyetle yıllarca sonuç alınması mümkün olmayan müzakerelere bağımlı kalması, adeta mahkum edilmesi, bizleri Rum tarafının  insafına terketmiştir. Bu durumdan kurtulmak için Kıbrıs Türk halkının artık Rum tarafı endeksli düşünmek ve başkalarından medet ummak yerine geçmişteki yanlış siyasi, yönetsel ve ekonomik uygulamalarından çıkaracağı dersler ışığında kendi özgür iradesi ile gerekli reformları gerçekleştirerek Kıbrıs Türkü'nün hayat kalitesini iyileştirme sorumluluğu  bulunmaktadır. Kıbrıs Türk halkının eşitliğinin, özgürlüğünün,  güvenliğinin ve refahının gözetilebilmesi için siyasi yetkililerimiz ile Anavatan Türkiye siyasi yetkililerinin yukarıdaki  nesnel gerçekler ışığında yeni politikalar ve hedefler üretme zorunluğu ortaya çıkmıştır.

Teslim etmemiz gerekli bir başka gerçek Kıbrıs Türk Halkı için temel sorunun sadece Kıbrıs sorunu ve hatta bu sorundan kaynaklanan sıkıntılar olmadığıdır. Ciddi bir diğer sorun, iyi yönetişim ilkelerini hayata geçiremeyen ve halkımızın çağdaş ihtiyaçlarına yanıt veremeyen; sorun çözme yeteneği olmadığı gibi sorunları derinleştiren ve kendisi de sorun olan kurumsal yapımızdır. Bunlar arasında siyaset kurumu, bürokrasi, sendikal yapılaşma, seçim ve eğitim sistemleri  başta gelmektedir. Bunları söylerken, vatandaşlar olarak hepimizin kişisel sorumluluk alma konusundaki duyarlılıklarımızı yükseltmemiz gerektiği gerçeğini de inkar veya göz ardı etmiyoruz. Yoksa, hangi sistemi getirirsek getirelim, bunun gereklerini yerine getirmekte, yani uygulamada eksik kalırsak, getireceğimiz sistem bir  bütün olarak başarısız olacaktır. Bir başka değişle, değişmesi gereken zihniyettir ve bu da en başta bir eğitim ve kültür meselesidir.
 
Ambargoların ve dışlamaların elbette ki önemi ve olumsuz etkileri çoktur ama bunlar aşılamayacak engeller değildir. Nitekim dolaylı yollarla bu engeller bir ölçüde aşılmıştır. Kaldı ki sorun çözme yeteneği olan bir siyaset kurumunun bu engelleri daha süratli aşması ve hatta tamamen ortadan kaldırması mümkündür.  Diğer yandan tanınmamışlık da bizim kendi iç düzenimizi etkinleştirmemize ve atacağımız adımlarla uluslararası alanda statü ve konumumuzu artırmamıza engel değildir.

İçinde bulunduğumuz bu dönüm noktasında özellikle siyaset kurumumuzdaki eksiklerimizi ve hatalarımızı telafi edecek ortak akla, rasyonel düşünceye  ve güçlü siyasi önderliğe ihtiyaç olacaktır. Bu önderlik, bunun bilincinde olan, olabildiğince en geniş çerçevede uzlaşı sağlayabilecek, katılımcı ve iyi yönetişim ilkelerini benimseyip bunları hayata geçirmeyi hedefleyen bir liderlik olmalıdır.

Hepimizin malumu olan yapısal sorunlarımızın giderilmesinde bünyemizle uyumlu ve demokratik bir Başkanlık sistemi uygun bir araç/yöntem olabilir.  Bu, partizanlık, popülizm gibi yıllardır toplumumuzu kemiren sorunlara hukukun üstünlüğü ve liyakat ilkelerine saygılı çözümler üretmekte, icraatçı yönetimlerin ortaya çıkmasında etken olabilir.

Kıbrıs’ta “etkin bir yönetim ve güçlü bir ekonomi” hedefi yanında yeni şartlara uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizin güçlendirilmesi, kapalı Maraş konusunda yeni bir değerlendirme yapılması, mülkiyet sorunun hafifletilmesinde/çözümünde Taşınmaz Mal Komisyonuna ek mali kaynaklar sağlayacak ve etkinliğini artırıp işlemleri süratlendirecek düzenlemeler getirilmesi, eğitim sistemimizin yeni koşullar ve ihtiyaçlara göre yeniden kurgulanması ve KKTC yetki alanlarında TPAO ile yüksek teknolojiye dayalı ve uluslararası uygulamalarla uyumlu gerçekci  hidrokarbon aramalarına hız verilmesi  öncelikli hedefler arasına alınmalıdır.

Kısaca, herkes tarafından ifade edildiği gibi, öngörülen federal ortaklık hedefinin imkânsızlığının ortaya çıkması dünyanın sonu değildir ve bu durum onurlu, çağdaş, laik bir halk olarak yaşamanın yollarını bulmamızı gerektirmektedir. Bunu Anavatanımız Türkiye’nin de desteği ile kendi Devletimizle yapacağımız tabiidir.
Değişen paradigmalar, Cumhurbaşkanı Akıncı ve siyasi liderlerimizle sivil topluma ve hepimize yeni bir yol haritası çerçevesinde reform ağırlıklı yeni görev ve sorumluluklar yüklemektedir.

Beşparmak Düşünce Grubu | 21 Temmuz 2017
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yusuf KANLI | Eskiyle Güya Yeni Başlangıç…
Hadi gözümüz aydın. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile “kimyası çok uyuşan” Nikos Anastasiades ikinci...

Haberi Oku