Özel Haber:
Eski Görüşmeciler M.Ergün OLGUN ve Osman ERTUĞ'un Açıklaması
Kıbrıs görüşmeler sürecinde liderler düzeyinde yoğunlaştırılmış görüşmelerin yapılmakta olduğu ve tarafların New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile 3'lü bir zirve gerçekleştirmesinin öngörüldüğü, Kıbrıs Rum tarafının da kabul etmesi halinde ise 5'li bir toplantının hedeflendiği bir aşamada, kaygı verici bir takım gelişmelerin yer aldığını gözlemlemekteyiz.

Hızlandırılmış görüşmelerin her birinden sonra açıklama yapılmaması konusunda varılan mutabakatı hiçe sayan Rum lider Anastasiades, Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki sessizliğini alabildiğine istismar etmektedir. Sayın Anastasiades, önce Annan Planı’nın beğenmedikleri maddelerde kendi lehlerine "iyileştirmeler" yapıldığı şeklinde bir açıklama yapmış, masada karşı tarafın değil kendi önerileri zemininde müzakere yaptıklarını ifade etmiş, bunu müteakip tek yanlı olarak New York'ta öngörülen 3'lü görüşmenin tarihini açıklamış, bunlarla da kalmayıp Güvenlik ve Garantiler başlığında öneriler teati edildiğini açıklayarak içerik hakkında ipuçları vermiştir. Bu arada, Güney'deki bir siyasi partinin, garantilerin toptan reddedilmesini öngören bir karar tasarısını Rum Temsilciler Meclisi'ne sunacağı belirtilmektedir.

Güvenlik ve Garantiler konusunda olduğu gibi toprak konusunda da Kıbrıs Rum tarafı, "Güzelyurt verilmeden çözüm olmaz" şeklindeki “ön şartları” ileri sürmekte, Güney’deki bazı kanaat önderleri Rum tarafının görüşülmek üzere 4 harita hazırladığı şeklinde yazılar yayınlamaktadır. Buna ek olarak, bir çözüm çerçevesinde oluşturulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti sınırları içinde özel statü bölgelerinin, yani “kantonların" oluşturulacağından bahsedilmektedir.

Diğer yandan, Rum liderin “AB muktesebatının istisnasız Kuzey'de de uygulanacağı konusunda mutabakat bulunduğu” ve AB üyesi ülkelerde tartışılır hala gelip İngiltere’nin AB’den ayrılmasına sebep olan "dört özgürlüklerin" sınırlama olmaksızın uygulanacağı iddiaları, temel bir parametre olan iki kesimliliği ortadan kaldıracak ve Kıbrıs Türk Kurucu Devletinde bariz nüfus ve mülkiyet çoğunluğunun Kıbrıslı Türklerde olmasını imkânsız kılacak sonuçlar doğurabilecektir.

Kısmen bile doğru olsa, on yıllar süren müzakereler sonucu elde edilen Birleşmiş Milletler parametrelerinin açık bir ihlali veya sulandırılması anlamına gelen bu açıklama, haber ve iddialar son derece kaygı verici olup, halkımız arasında büyük bir rahatsızlık yaratmaktadır. Bu açıklama ve iddialar karşısında kendi liderliğimizin sessiz kalması ise anlaşılabilir veya kabul edilebilir bir tutum değildir. Özellikle garantiler konusunda Rum liderin yaptığı açıklama, bu konuda sessiz kalmakla ne kadar hatalı davranıldığının son günlerdeki en çarpıcı kanıtıdır. Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı'nın bu konuda Anastasiades'e vermek zorunda kaldığı yanıt ise güvenlik konusundaki kaygılarımızı gidermekten uzaktır. Bir kere, baştan beri bu konuyu ele almanın doğru yeri olan 5'li toplantı dışında garantilerin tartışmaya açılması ve öneriler yapılmasının nedeni anlaşılamamıştır. İçerik konusunda ise, Sayın Cumhurbaşkanı'nın, en temel insan hakkı olan can güvenliğimizin yegâne teminatı olan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin nasıl sağlanacağı konusunda ne düşündüğünü, Rum tarafına neyi önerdiğini vakit geçirmeden halkımızla paylaşması gerekmektedir. Bu bağlamda, 1963 ve 1974 çatışmalarını Kıbrıslı Türklerin başlatmadığı ve baştan beri çözümsüzlüğü sürdürenin Kıbrıs Türk tarafı olmadığı gerçeğinin akıllarda tutulması lazımdır. Şimdi ise, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’a hâkim olmalarını engelleyen ve Kıbrıslı Türklerin tek kanıtlanmış güvencesi olan garanti sistemini ortadan kaldırmaya çalışması bir kötü niyet ifadesidir.

Devam etmekte olan sürece destek çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı, halkı tam olarak neyi desteklemeye çağırdığını açıklamalıdır. Mevcut bilgi eksikliği ortada olup Kıbrıs Rum tarafı bundan yararlanarak tam bir algı operasyonuna girişmişken, Sayın Akıncı'nın insanlarımızı kendisine destek konusunda adeta açık çek vermeye davet etmesi anlaşılabilir bir tutum değildir. Sayın Akıncı’nın olası bir planın halkımız tarafından değerlendirilebilmesi için yeterli zamanın verileceği şeklindeki sözleri bu konudaki kaygıları ortadan kaldırmaya yeterli değildir. Çünkü gerekli bilgilendirme şimdiden yapılmadığı takdirde verilebilecek taahhütler halkımızı ileride ciddi bir ikilemle karşı karşıya bırakacaktır.

Son derece kritik ve hassas bir noktaya ulaşmış bulunan müzakere sürecinde ağızlardan çıkan her sözün özellikle Kıbrıs Türk tarafı için bağlayıcı addedildiği bilinen bir gerçektir. Son aşamada görüşülmesi gereken Toprak ve Garantiler gibi konuların "beyin fırtınası" veya "gayrı-resmi fikir teatisi" görüntüsü altında müzakereye açılması, karşı tarafın bir şey vermeden Kıbrıs Türk tarafından taviz koparma stratejisine hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Hükümet ortaklarının dahi süreçle ilgili ciddi kaygılar ifade ettiği bir dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibinin müzakere masasında daha dik ve kararlı bir tutum sergilemesini; daha paylaşımcı bir ruhla halkı bilgilendirmesini; toplumu “hayırcı” ve “evetçi” kamplara ayırmadan konuların artıları ve eksileri ile ele alınabileceği sağlıklı/demokratik bir değerlendirme ortamı yaratmasını ve Rum iddialarını yanıtsız bırakmayarak yaratılmaya çalışılan algıları dengelemesini bekliyoruz.

Yusuf KANLI | Eskiyle Güya Yeni Başlangıç…
Hadi gözümüz aydın. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile “kimyası çok uyuşan” Nikos Anastasiades ikinci...

Haberi Oku