Sağlık insanların doğuştan kazandığı ve devletinden beklediği bir haktır. Hepimiz yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı insanların yararlandığı ve sağlıklı nesillerin yetiştirildiği, sağlık hizmetlerine erişimin kolay olduğu, yüksek standartta sağlık hizmetlerinin sunulduğu, hasta ve çalışanların memnuniyetlerinin temin edildiği bir Sağlık Sistemini arzu ediyoruz. Ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde istenilen bu aşamaların çok gerisinde olduğumuz gerçeği ile karşı karşıyayız. Pratik olarak kendimizin ve etrafımızdakilerin yaşantılarında, ayrıca  medyaya yansıtılanlarda sağlık konusunda yaşanan olumsuzluklar sayılamayacak kadar fazladır.  
 
Yıllardır geçirilmesi planlanan genel Sağlık Sigortası halen taslak olmaktan öteye gidememiştir. Yasal düzenlemeler ve alt yapıda eksiklikler çözüm beklemektedir. Çalışanların olanaklarının artırılması, onlara iş güvencesinin verilmesi ve eksik kadroların doldurulması  gerekirken Sağlık Bakanlığı 1000 yataklı yeni hastahane yapımından bahsedebilmektedir. Halbuki öncelikle elimizdeki mevcutların en iyi şekilde tamir edilmesi, personelin hasta memnuniyeti için eğitilmesi, Sağlık Çalışanları yasasının bir an önce tadil edilerek Meclis’ten geçirilmesi daha önceliklidir.
 
Tüm şehirlerde Poliklinik ve acillerin durumları içler acısıdır.  Doktorlara görünmek için numara alma sırası sabah 06.30 dan başlamaktadır. Saat 08.00’ de giderseniz numaralar bitmiş oluyor. O gün doktora görünemezsiniz. Diyelim ki numara alabildiniz. Saat sekizde başlanması gereken mesai nedense doktorlar için en erken dokuz olmaktadır. Sıranız gelene kadar birkaç torpilli de yerinizi alabilmektedir. İtiraz etmeniz halinde ya doktor size kızmakta, ya da bir bahane söylemektedir.
 
Bir dönem randevu sistemine geçilmişti. Ancak randevu alanlarla, sıra numarası alanlar ayni doktora ayni dönemde bakınma durumunda kaldıkları için hastalar arasında huzursuzluklar ve hatta kavgalar yaşanmış ve sistem çoğu devlet hastahanelerinde kaldırılmıştır.
 
Hizmet içi eğitimin önemini anlatmak için daha bir çok örnekler vardır. Tahlil için kan vermeye gidiyorsunuz. Kan alacak hemşire mesai saatinde yerinde yok. Orada rastladığınız hademe size “Gidin, falan odadadır” diyor. O odada bulduğunuz hemşire ısrarla orda olduğunu kimin söylediğini öğrenmeye çalışıyor...
 
Rutin ilaç yazdırmaya gidiyorsunuz. Yine numara sistemi var. Ancak doktorun yanına girebilme süreniz en az üç katına çıkıyor çünkü en kalabalık günlerde dahi bu görevi tek doktor yapmakta ve ayni doktor ayni sürede numara almadan gelen hastaların hastalık raporlarını, ameliyata sevk kağıtlarını ve bu gibi başka evrakları imzalıyor. Yanında hiç olmazsa mühürünü vuracak bir yardımcı yok.
 
Siyasi  irade hasta memnuniyetinin artırılması hususunda hasta odaklı ve hasta popülasyonuna göre stratejik bir sistem geliştirmeli ve bir an önce uygulamaya koymalıdır. Tıbbi tahlil laboratuvarlarının bir an önce AB kriterlerine göre yeniden düzenlenmesi, ilaç kalitelerinin yükseltilmesi gerçekleştirilmelidir. Hastahanelerimizde gittiğimiz doktorların çoğu bizlere ilaçları hastahaneden değil de dışarıdan eczanelerden almamızı salık vermektedirler. Ancak herkes hastahane dışından, eczanelerden ilaç alacak mali güce sahip değildir. Böyle olunca hastahane ilaçlarına güven azalmıştır. Şeker haplarının kalitesini bizzat ben denemiş ve hastahaneden alınanların etkili olmadığını görmüştüm. Yine şeker hastalarının kullandığı insulin iğnelerinin soğuk zincir ile taşınmasına önem verilmediğine dair çeşitli zamanlarda basınımızda bir takım şikayetler yazılmıştır. Bir örnek daha verelim. Warfarin kullanan hastalar eczanelerde 1-3-5 gr’lık olarak bulunan hapları hastahanede ya sadece 1gr veya sadece 5 gr olarak bulabilmektedir. Yani 4gr kullanıyorsanız hastahaneden alamazsınız, veya 5gr’lık alıp bıçakla keserek ayarlamaya çalışmalısınız.
 
Doktor tahlil yazıyor, laboratuvara gidiyorsunuz kan vermek için. Tahlil kayıt memuru kağıda bakıyor ve size en az üç tane tahlilin yapılmasına olanak olmadığını bildiriyor. “Daha sonra zaman zaman sorun, ilaçlar gelmişse yaparız” deniyor. Acil ise hasta mecburen dışarda para vererek yaptırıyor tahlili.
 
Devletin bütçesinden sağlığa ayrılan pay mutlaka artırılmalıdır. Ayrıca Sağlık Bakanlığının denetleme mekanizmasının işlevsel hale getirilmesi gerekmektedir. Kamuda yığılmalar olduğu söylenmektedir. Bunların gözden geçirilerek fazla personelin gerekli hizmetiçi eğitimden geçirilerek hasta memnuniyetini artırmak amacıyla hastahanelere yönlendirilmesi verimi artıracaktır. Aile hekimliğinin hayata geçirilmesi doktor kapılarında yığılmaları büyük ölçüde azaltabilir. Koruyucu sağlık hizmetleri geliştirilmelidir. Teşkilat yasalarının güncellenmesi, teşkilat yasalarındaki ihtiyaç duyulan kadrolar için münhallerin açılması, gerekli görülen ek branşların eklenmesi, nüfusa göre kadroların yeniden yapılandırılması ve tüm sağlık mevzuatının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Çoğu sorunlar finansman kaynağına gerek duyulmadan düzenlenebilecek problemlerdir. Ancak en önemli sorun mevcut sağlık hizmetinin her aşamasının devlet tarafından sağlanmasından dolayıdır. Devlet hem hizmeti alan, hem yürüten hem de denetleyen durumundadır. Sağlık hizmetini sunan ve finanse eden ayni kurum olunca verimsizlik ve keyfilik  ortaya çıkmaktadır.
 
Hasta hakları insan haklarının bir parçasını oluşturmaktadır. Ancak hasta hakları konusunda halkımız yeteri kadar bilinçli değildir. Toplum sağlık yönünden yeterince korunmamaktadır. Hastaların hekim seçme hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca hastaların haklarını arayacağı bir kurum bulunmamaktadır. Hasta Hakları Yasa tasarısı yıllardır, her yeni atanan Sağlık Bakanı tarafından söz verilmiş olmasına rağmen yasalaşmamıştır. Söz konusu yasanın Meclis’ten geçmemesinin en önemli nedeni büyük bir olasılıkla Meclisimizde çok sayıda doktorun bulunmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü yasa geçerse doktorların hastalara karşı sorumluluk ve mükellefiyetleri büyük ölçüde artacaktır.
 
Sağlık insan için herşeyden daha önemlidir, bu nedenle hükümetlerin önceliğinde olmalıdır.
 
Hasibe ŞAHOĞLU
Beşparmak Düşünce Grubu Üyesi